Duygu Alptekin Gürsu"Liderlik Bir Unvan Değil, Bir Etki Alanıdır.”
Ana Sayfa/BİLİM/Duygu Alptekin Gürsu"Liderlik Bir Unvan Değil, Bir Etki Alanıdır.”
BİLİM

Duygu Alptekin Gürsu"Liderlik Bir Unvan Değil, Bir Etki Alanıdır.”

Günümüz iş dünyasında başarı, artık sadece teknik uzmanlıkla değil; duygusal zeka, empati ve çevresindeki insanların potansiyelini açığa çıkarma becerisiyle ölçülüyor. Kurumsal hayatın mutfağından gel

AB

abbas

Yazar

18 Mart 2026 4 dk okuma 0
Paylas:TwitterFacebookWhatsApp

Günümüz iş dünyasında başarı, artık sadece teknik uzmanlıkla değil; duygusal zeka, empati ve çevresindeki insanların potansiyelini açığa çıkarma becerisiyle ölçülüyor. Kurumsal hayatın mutfağından gelip, son 17 yılını dünya devlerine liderlik koçluğu yaparak geçiren Duygu Alptekin Gürsu, teorik bilgiyi saha tecrübesiyle harmanlayan nadir isimlerden biri. Uluslararası arenada edindiği izlenimleri akademik bir derinlikle taçlandıran Gürsu ile kariyer yolculuğunun kritik dönüm noktalarından, kadın liderlerin karşılaştığı içsel ve sistemsel bariyerlere; yeni kitabının sunduğu yol haritasından, geleceğin "etki odaklı" liderlik anlayışına kadar uzanan ilham dolu bir söyleşi gerçekleştirdik.

Kariyer yolculuğunuz nasıl başladı? Bugünkü noktaya gelmenizde en kritik dönüm noktaları nelerdi?
Kariyerime uluslararası şirketlerde pazarlama yöneticisi olarak başladım. Yaklaşık 14 yıl kurumsal hayatta çalıştım ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya’da ekiplerle yönetici olarak görev aldım. Bu süreç, iş dünyasının dinamiklerini içeriden gözlemleme fırsatı sundu.

İlerleyen yıllarda lider başarısının yalnızca teknik uzmanlıkla değil, liderlik etkisinin nasıl kullanıldığı ve ekiplerin potansiyelinin nasıl ortaya çıkarıldığıyla belirlendiğini fark ettim. Bu farkındalık beni liderlik gelişimi ve koçluk alanına yönlendirdi. Son 17 yıldır 50’den fazla ülkede yöneticilerle çalışıyorum.

Kariyerimde üç kritik dönüm noktası öne çıkıyor: uluslararası kurumsal yöneticilik deneyimim, koçluk alanına geçiş kararım ve gelişim yolculuğum üzerine yazmaya başlamam.

Sizi liderlik koçluğuna yönlendiren en güçlü motivasyon neydi?
Liderlik koçluğu benim için yöneticilerin potansiyellerini keşfettikleri anlara tanıklık etmek anlamına geliyor. Bazen tek bir farkındalık, bir liderin hem kendi hayatını hem de ekibinin çalışma biçimini değiştirebiliyor.

Beni motive eden temel unsur; insanların kalıplarını sorgulamalarını sağlamak, yaratıcı ve yenilikçi çözümler geliştirmelerine destek olmak ve harekete geçmeleri için alan açmak. Liderliği bir pozisyondan çok bir etki alanı olarak görüyorum.

Kadınların iş dünyasında yükselmesini engelleyen en büyük bariyer sizce nedir?
Bu konu çok katmanlı. Bir yanda toplumsal beklentiler ve kurumların bilinçli ya da bilinçsiz önyargıları var. Liderlik uzun yıllar erkeklikle özdeşleştirilen bir rol olarak algılandı.

Diğer yanda kadınların içsel bariyerleri devreye girebiliyor. Koçluk süreçlerinde sıkça karşılaştığım bir soru var: “Acaba gerçekten yeterince iyi miyim?” Bu soruyu çoğunlukla en yetkin kişiler soruyor.

Dolayısıyla mesele hem bireysel hem de sistemsel. Liderlik gelişimi, bireysel farkındalık kadar organizasyonel dönüşümü de gerektiriyor.

Kadın liderlerin erkek liderlerden en belirgin farkları neler?
Araştırmalar, kadın liderlerin empati, ilişki yönetimi ve kapsayıcı liderlik alanlarında güçlü olduklarını gösteriyor. Ekip gelişimine yatırım yapma, iş birliği kurma ve farklı bakış açılarını bir araya getirme konularında da güçlü bir yaklaşım sergiliyorlar.

Bununla birlikte liderliğin özünün cinsiyetten bağımsız olduğunu düşünüyorum. Fark yaratan; öz farkındalık, etki yaratma kapasitesi ve başkalarının potansiyelini ortaya çıkarma becerisi.

“Kadın Liderin Zirve Yolculuğu” kitabınızı yazma süreciniz nasıl gelişti?
Kitap; kendi liderlik deneyimlerim, uzun yıllara dayanan gözlemlerim ve 50 ülkede çalıştığım kadın liderlerden edindiğim içgörülerle şekillendi.

30 yılı aşkın iş hayatım boyunca, kadınların liderlik potansiyeline sahip olmalarına rağmen zirveye giden yolun çoğu zaman daha karmaşık olduğunu gözlemledim. Görünmez bariyerler, beklentiler ve içsel sorgulamalar bu süreci zorlaştırabiliyor.

Bu nedenle bir “yol haritası” ihtiyacından yola çıktım. Kitap, bu yolculuğu daha anlaşılır ve yönetilebilir kılmayı amaçlıyor.

Bu kitap okuyucuların hayatında nasıl bir dönüşüm yaratmayı hedefliyor?
Amaç; kadın liderlerin yalnız olmadıklarını fark etmelerini sağlamak ve liderlik yolculuklarında kullanabilecekleri somut araçlar sunmak. Aynı zamanda liderlik sistemine de sorgulayıcı bir perspektif getiriyor.

Önceki kitabınızla bu kitap arasında nasıl bir bağ var?
İlk kitabım liderliği dört boyutta ele alıyordu: kişisel, ilişkisel, takım ve organizasyonel liderlik. Liderliğin içten dışa bir yolculuk olduğunu vurguluyordu.

Bu kitap ise aynı çerçeveyi koruyarak kadınların liderlik deneyimini daha derinlemesine inceliyor. İlk kitap temel yapıyı anlatırken, bu kitap o yapının kadınlar açısından nasıl deneyimlendiğine odaklanıyor.

Yazarken akademik bilginizle saha deneyiminizi nasıl birleştirdiniz?
Benim için teorinin gerçek hayatta uygulanabilir olması kritik. 2021-2023 yılları arasında tamamladığım örgütsel psikoloji yüksek lisansım kapsamında uluslararası bir şirkette derinlemesine odak grup çalışmaları yürüttüm.

Kitapta 40’tan fazla akademik referansın yanı sıra yıllardır yürüttüğüm koçluk çalışmalarından elde ettiğim saha deneyimlerine de yer verdim. Bu birleşim, içeriğin hem güvenilir hem de uygulanabilir olmasını sağladı.

Başarılı bir lideri diğerlerinden ayıran 3 temel özellik nedir?
Birincisi öz farkındalık. Kendi güçlü yönlerini ve sınırlarını bilmeyen bir lider başkalarına yön veremez.
İkincisi etkileme ve harekete geçirme becerisi. Liderlik, başkalarının potansiyelini ortaya çıkarabilmektir.
Üçüncüsü psikolojik dayanıklılık. Sürekli değişim ve belirsizlik ortamında bu özellik kritik önem taşır.

Geleceğin liderlik modeli nasıl olacak?
Geleceğin liderliği daha kolektif bir yapıya evrilecek. Günümüz sorunları tek bir kişinin çözebileceği kadar basit değil. Bu nedenle farklı bakış açılarını bir araya getiren, iş birliğine açık ve öğrenmeye devam eden liderler öne çıkacak.

Liderlik artık bir pozisyon değil, bir etki alanı.

Genç kadınlara kariyer yolculuklarında vereceğiniz en önemli tavsiye nedir?
Liderliği bir varış noktası değil, bir pratik olarak görmeleri önemli. Her gün alınan küçük kararlar bu pratiği inşa eder. Sesini kullanmak, fırsatları değerlendirmek ve başkalarının gelişimine katkı sağlamak bu sürecin parçasıdır.

“Liderlik” tek kelimeyle sizin için ne ifade ediyor?
Etki.
Gerçek liderlik, unvanlardan değil, insanların hayatında bıraktığınız etkiden doğar.

Liderliğin artık yalnızca sonuçlarla değil, yarattığı etkiyle ölçüldüğü bir çağdayız. Duygu Alptekin Gürsu’nun da vurguladığı gibi, gerçek dönüşüm dışarıdan değil içeriden başlıyor. Belki de bu yüzden, geleceğin liderleri en çok kendini tanıyan, öğrenmeye açık ve cesaretle adım atanlar arasından çıkacak.

Duygu Alptekin Gürsu
söyleşi